"Enter"a basıp içeriğe geçin

(A)sosyal nesil

Chamath Palihapitiya adında bir arkadaş var. Bu arkadaş 2007’den beri Facebook’ta çalışıyormuş. En son kullanıcı arttırma alanında başkan yardımcılığı yapmış olan bu önemli insan bak ne demiş.

“İşimle ilgili büyük bir suçluluk duyuyorum. Sanırım toplumun işleyişiyle ilgili sosyal dokuyu parçalayan araçlar yarattık. Kalpler, beğeniler baş döndürücü. Kısa sürede oluşturduğumuz bu dopamin hormonuna bağlı geri bildirim döngüleri toplumun işleyişini yok ediyor. Buralarda gerçek anlamda sivil bir söylem, iş birliği yok. Yanlış bilgi ve gerçek dışılık var ve bu durum sadece Amerika’nın sorunu değil. Bu durum küresel bir sorundur.”

Bu arkadaş bir de sosyal medyanın manipüle edilerek büyük grupların yönlendirilebileceğini söylemiş. Kendi çocuklarına sosyal medyayı kesinlikle yasakladığını da belirtmiş.

Özetle diyor ki; Facebook ve türevleri sosyal medya uygulamaları zararlı ve tehlikeli. İnsanların zaaflarını kullanarak onları yoldan çıkartmak mümkün. Sanal bir dünyada kalpler, öpücükler ekranda uçuşuyor ama bu iş göründüğü kadar masum değil. Böyle masum görünen bir sanal ortamda insanları etki altına alarak terörist de üretirsin, sapık da, uyuşturucu bağımlısı da. İşte ben bu yüzden çocuklarımı sosyal medyadan uzak tutuyorum, çünkü yetişkinleri bile yoldan çıkartan sanal mutluluk oyunları çocukları geri dönülemeyecek yollara sokar diyor.

Karşıt görüşü deneyelim. Çocuk diyoruz ya. Çocuk işte. Büyüdüğünde neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayacaktır. Eğlenmeye hakkı var. Bırak takılsın. Hem onun Facebook’unda ne olabilir ki?

Son zamanlarda araştırmacılar Facebook depresyonu diye bir kavram türettiler. Sosyal medya platformlarında uzun zaman geçiren çocuklarda görülen semptomlar bilinen depresyon semptomları ile aynı. Facebook depresyonundan muzdarip çocuklar, sosyal dışlanma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorlar. Bu durumdan kurtulmak içinse yardım bulabilme umuduyla çocuk istismarı yapan, cinsellik veya şiddet içeren internet sitelerine yöneliyorlar ya da kendilerine zarar veriyorlar.

Başka bir karşıt görüş: abartmaya gerek yok. Daha neler?

O zaman başka araştırmalara da bakalım. Mesela kız çocuklarla erkek çocukların sosyal medya alışkanlıklarını araştırmışlar. Kızlar erkeklere göre daha büyük tehlike altında. Kızlar kendilerini diğerleri ile karşılaştırmak için sosyal medyayı daha fazla kullanıyorlar. Bu nedenle yukarıda bahsettiğim tehlikelere maruz kalma ihtimalleri daha yüksek. Aslında bunun altında kendisine saygı duymaması, özgüveninin eksik olması yatıyor. O yüzden çocuk, görünüşü ile ilgili ne kadar çok ‘beğen’ alırsa o kadar çok kendini iyi hissediyor. Bu bile çocuğun aklını başından almaya yetiyor. Hangi kız elinde imkanı varken kendisini daha güzel gösterip beğenilmek istemez ki? İşte bu yüzden çocuklar online kimliklerini mükemmel hale getirmek için sosyal medyada her gün saatler harcıyorlar. Kız çocukları yüzlerce resim içinden en iyilerini seçip paylaşmaya çalışırken, erkek çocuklar da sanal dünyadaki rakiplerini alt etmek için pervasız saldırılar içinde oluyorlar.

İyi diyorsun ama çocuğun arkadaşları hep sosyal medya kullanırken bizimkini nasıl engelleyelim?

Bunu diyorsan yazımda bahsettiğim araştırma sonuçlarının doğru olduğu sonucuna ulaşıyoruz. 80’li yıllarda geçen bizim çocukluğumuzda insanları birbirine bağlayan başka şeyler vardı. Mesela sokakta birbirimize bağırdığımız, temas ettiğimiz oyunlar vardı. Oynayamasak da sorun olmazdı. Mesela futbol oynanacağı zaman dışarıda kalıp oyuna alınmamak üzerdi bizi ama depresyona sokmazdı asla. Zaten depresyon diye bir şey de yoktu. Halbuki internetin amacı dünyanın neresinde olursa olsun insanları buluşturmak değil miydi? Ne dersin, teknoloji insanları sosyal bireyler mi yaptı yoksa sosyal olduğunu zanneden zavallı varlıklar haline mi getirdi?

3 Yorum

  1. Banu Banu

    Dünyanın kabul ettiği zeka tanımlamasının tam karşılığıdır sosyal uyum becerisi. Bu tarz sanal uygulamalarla asosyalite pompalanmakta zekalar törpülenmekte dolayısıyla düşünmeyen sorgulamayan dogmatik bir nesil oluşmakta gibi gözüküyor. Aslında dünya güçleri için oldukça verimli böl yönet yerine uyut yönet yöntemi….

    • Böl yönet yerine uyut yönet.. Çok yerinde bir tespit. Aynen katılıyorum.

  2. Muhittin Muhittin

    Bu konuyu Teknoloji ‘nin bir başka parçası (Sosyal Medya) olarak ele almak istiyorum. Çünkü Dünyamızın gelişmişliği vede Gelişmis Ülkeler dediğimizde Teknolojinin bütün kavramları girer.
    Maalesef Sosyal Medyayı kullanmasını bilmemekteyiz. Sosyal olduğumuzu sandığımız zavallı bireyler haline dönüştük.
    Özellikle Cocuklarımızı bilinçlendirerek yanlışa kurban gitmemelerini sağlamalıyız.
    Ne yazıkki kotü amaçlı İnsaların iyilere göre , günümüzde artış gösterdiklerini görüyoruz.
    YASAK İLGİ DOĞURABİLİR. BİLİNÇLENDİRELİM KONTROL EDELİM.
    Kontrol Güvene mani değildir.
    Çağımızın en büyük hastalığı . Çocuklarımızın UYUŞTURUCU BELASIYLA MÜCADELE . Araştırmasıni
    Bekliyorum.
    Selam ve sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir