"Enter"a basıp içeriğe geçin

Baba yarısı, anne yarısı

Akraba ile ilgili sözler diye arama yapın bakın neler çıkıyor.

  • Akrabalar arasındaki düşmanlık, ormandaki ateş gibidir (Hz. Ebubekir)
  • Hayırlı komşu, hayırsız akrabadan iyidir (Mevlana)
  • Akraba ne kadar yakınsa, tehlike de o kadar büyük olur (Shakespeare)
  • Akrabanın cefası, yabancının darbesinden daha acıdır (Hz. Ömer)
  • Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir (Hz. Ali)
  • En kötü nefret akrabaların nefretidir (Tacitus)
  • Zenginin akrabası çok olur (atasözü)

Ne kadar ilginç. Starfikir’de daha fazla sözler de var. Halbuki Orta Asya’nın bozkırlarında yaşamın zor şartlarında birbirine sıkı sıkı kenetlenerek mücadele eden ve Anadolu’ya gelerek bu topraklarda büyük medeniyetler kuran atalarımızın akrabalık bağlarının çok güçlü olduğunu biliyoruz. İslam kültüründe de benzer şekilde akrabalar ile iyi ilişkiler içinde bulunulması tavsiye ediliyor. Nahl suresi 90. Ayette ne diyor: “şu bir gerçek ki Allah adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık, doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.”

Yakın akrabalarla geçinememek

Haydi hepimiz Türk’üz, geçtim. Hepimiz müslümanız, geçtim. Aynı toplumda yaşıyoruz onu da geçtim. Amca, dayı, hala, teyze, kuzen ile kan bağımız var. Nedir bu kadar yakınımızdaki insanların birbirleri ile alıp veremedikleri ve nedir hepimizi bu kadar diken üstünde yaşamaya iten?

Konuyla doğrudan alakası olmayan bir kavram olayına gireyim. Ulaşılmak istenen hedefe “vizyon”, o hedefe nasıl ulaşılacağını anlatan kavrama “konsept”, hedefe ulaşmada kullanılacak yöntem ve araçları belirleyen öğretiye de doktrin deniyor. Bireysel yaşam; Amerikan kaynaklı, kapitalist düzenin desteklediği, yerli şuursuzların pompaladığı yanlış bir vizyondur. Başkalarının sırtına basarak yükselme ve kolay yoldan para kazanma yöntemleri bu sakat vizyonun konsepti, mahalle kültürünün yok edilerek küçük işletmelerin söndürülmesi, komşuluk ilişkilerinin zedelenmesi, büyüklere saygının ve küçüklere sevginin azalması, akrabalarının birbirlerine olan desteklerinin en aza indirgenmesi gibi talihsiz uygulamalar da bu vizyonun doktrini olmuştur.

Kuşakların bakış açısı

X kuşağının bir ferdi olarak bu değişimden en çok etkilenen kuşağın temsilcisi olduğumu söyleyebilirim. Bizden önceki ikinci dünya savaşı sonrası kuşak şanslıydı. 1946-1964 arası dünyaya gelen bizim annelerimiz, babalarımız ve büyük akrabalarımız devletin ekonomik ve sosyal alanda tam hâkimiyeti altında yetişmiş, teknolojinin boyut atlattığı iletişim ortamının kurbanları olmadıkları için insan insana iletişim kurma becerileri gelişmiş, muhakeme yapma ve karar verme yetenekleri üst seviyelere çıkmış durumdaydı. X kuşağı olan 1965-1980 arası doğumlu biz gariban kuşak ise 80 ihtilali sonrası insanı modern köle haline getiren kapitalist sistem ile tanışmış, büyüklerimizden miras kalan yokluk içinde önümüze altın tepside sunulan büyülü hayatı tanımıştık.

Siyah beyaz televizyondan renkli televizyona terfi eden biz gençler, bisiklet ve misketten atari ve joystick’e geçiş yapmaya başlamıştık. Bu dönüşümün doğal sonucu olarak anne babalarımız ile çatışmalar yaşamaya başlamış, onların bizi anlamadığından dem vurur olmuştuk. Bizden sonra y kuşağı geldi. 1981-2000 arası aramıza katılan yeni nesil, bizim x kuşağının büyüklerine olan tepkisinden nasibini alarak korumamız altında bireyselliğe daha da fazla yöneldi.

Yaşamlarımızı saran internetin yükselme dönemine şahit olan bu kuşak çocuk yapma fikrinin yeniden sorgulanması gerektiğini de düşündü. Çünkü bireysellik çoğulculuğun karşıtıydı ve minimum sayıdaki aile efradı en iyisi demekti. Çekirdek aile kavramı y kuşağı ile ortaya çıktı. Anne, baba ve çocuk. Biz de onların fikirlerine destek olduk. Çünkü bizden önceki kuşağın bize karşı yaptıkları hataları biz onlara yapmak istemiyorduk. Artık izole hayatlarımızda akraba, eş ve dost yoktu. 2000 yılından sonra doğan z kuşağı ise artık ikinci dünya savaşı sonrası kuşaktan tamamen kopmuştu. İnterneti hayatın merkezine koyan, yüz yüze iletişim yerine sosyal medyayı öğrenen dijital nesil ne yazık ki akraba etkisinden de uzak yaşayacaktı.

Z kuşağından sonra hangi harf kuşak gelecek bilmiyorum ama şunu tahmin edebiliyorum ki; baba yarısı amcalar, anne yarısı teyzeler artık masallarda kalmış hoş ve boş hayallerden ibaret olacak.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir