"Enter"a basıp içeriğe geçin

Gençlerde umut var

Hani hep gençleri eleştiririz. Kendi gençliğimizle kıyaslarız. Onların yaptıklarından çok yapamadıklarını görmeyi tercih ederiz. Küçük hatalarını bile affetmez, eleştiri oklarını arka arkaya göndeririz. Sürekli sorumsuz olduklarından dem vurur, akılları bir karış havada gezdiklerini söyler dururuz. Aslında bizim yaptığımız, kendi gençliğimizde yaptığımız hataları unutup sanki mükemmel insanlarmışız gibi onları acımasızca yermekten başka bir şey değil. Hataları yok mu? Evet, var ama en az hata yapmasını beklediğin en büyük insanlar bile inanılmaz yanlışlar yapmıyorlar mı?

Çocukları eleştirmek çok kolay

Ben 43 yaşındayım. 18-30 yaş arasını gençlik dönemi olarak alırsak, o dönemde önümde uzun bir ömür olduğunu ve hayatta yapacak çok şey olduğunu düşünürdüm. 26 yaşında evlendim ve 31 yaşında baba oldum. Kızım dünyaya gelinceye kadar hayatı çok ciddiye almadan günü ve anı yaşamayı tercih ettim. Geleceği düşünmedim. Çok hatalar yaptım. Yanlış kararlar verdim. Kendimi ve eşimi daha iyi şartlarda yaşatabilmek için sorumlu davranmadım. Hatta baba olduktan sonra da sorumsuzluklarla birlikte pek çok hata yaptım. Şimdi 43 yaşında iki çocuk babası olarak ben, çocuklarımı eleştiriyor ve onların yeterince sorumluluk almadıklarından şikayet ediyorum. Hayatı ciddiye almadıklarını, boş işlerle zamanı boşa harcadıklarını söylüyorum. Acaba ne kadar haklıyım?

Çocuklara kızan babaBelki de onlara farklı yaklaşmalıyım. Mesela hata gördüğüm anda kızıp eleştirmek yerine “Sana nasıl yardımcı olabilirim? Benden istediğin bir şey var mı?” diye sorabilirim. Belki de eleştirilerim yüzünden bugüne kadar kendini ifade etmesine fırsat vermediğim için derdini anlatamadığını anlarım. Belki de bu basit sorularla çocukların ne istedikleri ile neye ihtiyaçları olduğunun farkını anlamalarını sağlarım. Onlara doğru soruları sorarak doğru yönlendirmelerde bulunabilirim. Böylece sürekli kızıp bağıran ve eleştiren baba olmaktan çıkıp, dinleyen ve değer veren bir model olurum. Çocuklarımın kendilerini güvende hissettikleri sığınılacak liman olurum.

Dogma yargıların esiri olmak

Toplum içinde kurallar olmasından ve bireylerin bu kurallara uymasından yanayım. Herkes gibi çocuklarımı da topluma faydalı insanlar olarak yetiştirmeye gayret ederim. Evrensel değerleri öğretmekle birlikte, Türk toplumunun gelenek ve göreneklerini de aktarmayı hedeflerim. Ancak bazen öyle bir görünmez baskı olur ki; akıl ve mantık beynimi terk eder, onun yerine dogma gelir. Doğruluğundan emin olmadığım yargıları doğru kabul edip çocuklarıma eleştiride bulunurum. Mesela şimdiki çocukların büyüklerine karşı saygısız oldukları yargısı toplumumuzda genel kabul görmektedir. Doğruluk payı vardır ama gençliğinde ailesiyle ya da çevresiyle sorun yaşamamış, onlara en ufak saygısızlık yapmamış bir yetişkin var mıdır? Pek sanmıyorum. Bu yüzden, dogmanın esiri olarak yaptığım eleştiriden bir süre sonra geri gelen akıl ve mantığın verdiği acıyla kendime kızarım.

Çocuklarımız için ne yapabiliriz

21. yüzyılda yaşıyoruz. İletişim ve teknoloji çağındayız. Değişimin hızı baş döndürücü olabiliyor. Bugün moda olan iki gün sonra demode, dün herkesin peşinde koştuğu ünlü kişi yarın sıradana dönüşebiliyor. Bizler çocuk olduğumuz zamanlar sokakta toz toprak içinde neşeli oyunlar oynarken, şimdiki çocukların çoğu bu imkana sahip değiller. Beton ve asfalt arasında sıkışıp kalmış, derslerden ve ödevlerden başını kaldıramayacak duruma gelmiş, sınav maratonlarında yarış atı gibi koşturulan, okulunda çok sosyal faaliyetlere katılıyormuş gibi görünen ama gerçekte kendinden bile uzaklaşan çocuklarımız var. Böyle olmaları da bizim suçumuz. Sürekli yanlışlarını bulmaya çalışmak yerine, bizim de benzer hisleri yaşadığımızı hatırlayıp onlara destek olmalıyız. Durmadan nasihat vermek yerine onları dinlemeyi denemeliyiz. Biz genç olmanın ne demek olduğunu biliyoruz ama onlar yetişkin olmanın anlamını henüz kavramadılar. Anlayışı olalım. Umutlarını söndürmeyelim. Gençler geleceğimizdir.

2 Yorum

  1. Banu Banu

    Her yıl eklenen biyolojik yaşımıza koyduğumuz deneyimlerimiz çoğumuzu bilgili azımızı bilge kılıyor büyüdükçe artan korkulara yenilen cesaret ise genç beyinlerin esareti oluyor. Sorgulayan, yorumlayan, düşünebilme meziyetinin farkında olan özgür zihinler için bilge yetişkinler temennisiyle….

  2. Muhittin Muhittin

    Çocuklarımız geleceğimizdir. Bu kavram Bireysel değil Toplumsaldır. Çağdaş Toplum olmak hedefinizse (Örf. Adet.Gelenek ve Görenekleri kaybetmeden) Teknolojinin getirdiği yenilikleri gözardı edemezsiniz.
    İşte her Erginliğe erişen Bireyler , Kendilerinin sahip olduğu Çocuklarını Çağa uygun olarak Koruma iç güdüsüyle hareket ederler. Vede derlerki BİZİM ZAMANIMIZDA BÖYLE DEĞİLDİ.
    Aslında tepkimiz KORKU larımızdan kaynaklanmaktadır.
    Fiziksel şiddet haric gerektiğinde kızabiliriz .Bu insanın doğasında var. Kızmada bir öğrenmedir. Çocuklarımız bunuda öğreneceklerdir. Yanlız şunuda bilmek gerekirki. AŞIRI OLAN HERŞEY FAYDA YERİNE ZARAR VERİR..
    Hani derizya Ceza ve Mükafat dengeli olmalıdır. Her ikiside yönetimde vazgeçilmez unsurlardır.
    Evet Hepimizin yaşadığı ve gördükleri O zamanki şartların getirdiği Olumsuzlar dan dolayı Korkularımızı yenme gayretiyle ortaya koyduğumuz Davranış biçimleridir.
    ÇOCUKLARIMIZI SEVELİM AMA ASLA ŞIMARTMAYALIM.ONLARA GÜVEN DUYGUSUNU VERELİM AMA KONTROLU ASLA BIRAKMAYALIM.
    HAYAT ACISIYLA TATLISIYLA YAŞANIYOR.
    Kendim ikinci Yetiştirici kuşak olarak . Yetiştirdiklerimle Gurur duyuyorum.
    Evlatlarım, Topluma yararlı bireyler olarak şimdi kendi Evlatlarını yetiştiriyorlar.
    ALLAH HERKESE HAYIRLI EVLAT NASİP ETSİN.
    Sevgi ve selamlarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir