"Enter"a basıp içeriğe geçin

Mutsuz modern insan

Sabah saat 7.30. Her çalışan gibi işe gidiyorum. Servis aracındayım. Gün henüz başlarken hava karanlık. Trafik tıkanıyor. Ön camdan dışarıya bakıyorum. Kilit olan trafikteki araçların arasından geçmeye çalışan onlarca insana takılıyor gözüm. Yüzlerde mutluluk ifadesi arıyorum ama yok. Sanki her biri lanet ediyor yeni bir güne uyandığı için. Bakışlarımı yandaki belediye otobüsüne kaydırıyorum. Aynı ifadeler onların yüzünde de var.

İnsanlar robotlaşmış gibi. Alarmın çalmasıyla “standby” durumundan “on” konumuna geçmişler sanki. İşyerinde de aynı gözlemi sürdürmek istiyorum. Günaydın dediğim dört kişinin üçünden hiç karşılık almazken, birinin zoraki bir gülümseme ile “sana da” dediğini duyuyorum. Gün içinde dahil olduğum her diyalog, sonunda çalıştığımız işin çekilmez olduğu yorumu ile son buluyor. İnsanlar çalan telefonlara bakmak istemiyor, başkaları ile iletişim kurmaktan kaçınıyor, mesai bitse de gitsem pozisyonundan kurtulamıyor. İşinde mutluluğu bulamayan insan evinde de mutlu olamıyor. Aile içi iletişimin azalması ve kavgaların yaşanması bu tatminsizliğin doğal sonuçları oluyor.

İşinde neden mutsuzsun

Peki neden böyle oluyor? Çünkü hayat artık hayat değil. Yaşadığımız mutsuzluklar ve umutsuzluklar bize altın tepside sunulan “hedeflerin” getirisi aslında. Devletler çocukların öğretim ve eğitim almasını ister ki bu çocuklar ileride ülke ekonomisine ve topluma katkı sağlayabilecek bireyler haline gelsinler. Eğitimi tamamlayan genç bireyler iş sahibi olurlar. İşleri sayesinde para kazanır, barınacak yer bulur, yiyecek alır, eğlenir ve diğer ihtiyaçlarını karşılarlar. Çalışma hayatı başlangıçta güzeldir zira para tatlıdır. Ancak bu noktada bir problem ortaya çıkar. Çocukluğundan beri çalışması gerektiği beynine kazınmış olan birey artık yaşlanana kadar çalışmak durumundadır. Dinlenmek için emekli olmayı beklemek zorundadır. İnsanların çoğu hayatı boyunca çalışır ve mezara girecekleri o gün geldiğinde uğruna çabaladığı her şey bir anda anlamını yitirir. Çalıştığı için ailesini, sevdiklerini, arkadaşlarını, tutkularını, hayallerini vakit bulamadığından öteleyen insan için artık vakit dolmuştur.

Modern kölelik

Yaşarken gezmek istersin, para lazım. İlaç alacaksın, parasız olmaz. Yiyecek içecek bedavaya satılmıyor. Her türlü ihtiyaç, zevk, eğlence paraya dayanıyor. Para için de çalışmak gerekiyor. İşte bu denklemi çok iyi kuran kapitalizm, denklemin bozulmasına izin vermemek adına sistem içerisinden zenginler çıkartıp mutlu azınlığı oluştururken, mutsuz çoğunluğu da onların modern köleleri haline getiriyor. Sistemin önüne koyduğu havucu yakalayabilmek için beyhude koşturup duran zavallı insan bir gün geliyor ve geçen ömrünü boşa harcadığını anlıyor.

Çocukluktan itibaren aldığımız okul eğitimi iş sahibi olabilmemiz için gerekli bilgiyi veriyor. Peki, tek tip öğrenci yetiştiren eğitim sisteminin amacı ne? Devletin ihtiyacı olan alanlara uygun nitelikte, düşünen, sorgulayan, araştıran bireyler mi yetiştirmek yoksa mutlu azınlığın mutluluğunu artıracak modern köleler mi üretmek? İkincisi diyorsan o zaman ikinci soruyu da sor kendine. Hangisi hem daha iyi toplum hem de daha mutlu bireyler üretir?

Düzene aldanma

Şimdi başa dönelim. İşinde mutlu değil misin? Neden? Nedenini ben söyleyeyim. Çünkü sen eğitim aldın ama kimse sana mutlu olmayı öğretmedi. Pahalı evin, lüks arabanın, 5 yıldızlı tatillerin seni mutlu edeceği kandırmacası ile yaşıyorsun. Havuçları kovalıyorsun. Kurbansın. Mutluluğun dış kaynaklardan geleceği umuduyla aldatılıyorsun. Şayet ihtiyacın olanı alma gücün varsa mutlusun. Yok eğer başkalarının sahip olduklarını kıskanıyorsan, onlara sahip olmayı kendinde hak görüyorsan, mutlu olmak için önemli bir sebep arıyorsan hayatın boyunca mutlu olamazsın. En başta kendini iyi tanı. Gelecekte hedefler belirle ve onlara ulaşmak için çalış. Birbirini seven ve sayan aile bireylerin olsun. Sevdiğin arkadaşlar edin. Affetmeyi küçüklük görme. Başkalarına karşılık beklemeden iyilikler yap. Sahip oldukların için şükret. Bunları uyguladıkça göreceksin ki işinde daha mutlu olacak, diğerlerinin de mutlu olduğunu fark edeceksin. Keşke okullarda bu erdemler de öğretilse.

5 Yorum

  1. Banu Banu

    Aristodan günümüze değin uzanan bir arayış, milyonlarca sorunun yanıtı, herşey tamken bile eksik olandır mutluluk. Yanlış yerde aranır her daim dünyevi ihtiyaçlar kolisinde oysa doğuştan ruha uflenendir o özüne olan seyahattir gerçek manada mutluluk sonrasında kucagindadir zaten dünyevi mutluluk….

  2. Duygu Duygu

    Bir de çalışmak isteyip de çalışamayanlar var. İşyerinde mutsuz olan insanlara sorun bakalım madem mutlu değiller o zaman neden işi bırakmıyorlar?

    • yirmisekiz yirmisekiz

      katılıyorum. çalışan çalışmayanı anlamıyor. çalışmayan için ev idare etmek enerjiyi tüketen bir iş. ancak çalışan da modern köle durumunda. görüldüğü gibi sistem çalışanın da çalışmayanın da mutlu olmasını istemiyor.

  3. Muhittin Muhittin

    Canlılar içinde insanlara Allah tarafından verilmiş olan beyin sayesinde düşünebiliyor ve de bunları uygulayabiliyoruz. Hayatın gerçeklerini yaşıyor. İstediklerimizle veya istemediklerimizle karşılaşabiliyoruz.
    Her iki durumda da şükretmesini bildiğimizde mutluluğu yakalarız. Para her şey demek değil aslında. Amaç değil bir araçtır. Kazancımızla yetinelim. Artırmak gayretiyle çalışalım. Hırsımızı da kontrol edelim. Mutluluklar herkese.

  4. Emine Bozcaada Emine Bozcaada

    İnsan Oğlu doğuştan sahip olduğu kazanma hırsını kontrol edebildiği sürece mutluluğuda yakalar. Yaradan; Çalış ey kulum, ben Sana rızkını veririm demiş.
    Doğuştan Kimi zengin kimisi fakir Ailelerin çocukları olabiliyoruz. Bakıldığında Mutluluk her ikisindede yaşanabiliyor veya yaşanılamıyor. Bu Kalem sahibi Kardeşimizinde söylediği gibi. İnançlı,Bilgili, Çalışkan, Hırslarını kontrol edebilen , birey olarak yaşarsak mutluluğuda yakalamış oluruz. HERKESE MUTLU GÜNLER VE GELECEKLER DİLİYORUM.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir