"Enter"a basıp içeriğe geçin

Tarihini bilmek

Atatürk diyor ki; “tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkûmdur.”

Cumhuriyetimizin kurucusu sence ne demek istemiş? Geçmişte olup bitmiş olayları bilmenin ne faydası olabilir? Evvel zaman içinde meydana gelmiş hadiseler ile bugünküler arasında nasıl bir bağ olabilir ki? Tarih tekerrürden ibarettir sözü safsata mı?

Farklı bir açıdan bakalım. 2008 yapımı “oyum kime (swing vote)” adlı filmde sorumsuz babanın akıllı küçük kızı sınıfta yaptığı konuşmada şunları söylüyordu: “dünyanın tüm büyük uygarlıkları aynı yolu izlediler. Esirlikten özgürlüğe, özgürlükten refaha, refahtan memnuniyete, memnuniyetten umursamazlığa, umursamazlıktan tekrar esirliğe. Tarihte farklı bir yer edinmek istiyorsak bu çemberi kırmalıyız. Geçmişi anımsamayanlar onu tekrar yaşamaya mahkûmdur.”

Tarihimizden ders çıkartmak

Dünyanın tüm büyük uygarlıkları arasında yakından daha eskiye doğru Osmanlı’yı, Timur’u, Altınordu’yu, Selçuklu’yu, Uygur’u, Göktürk’ü, Hun’u ve yazmadığım diğer 9 Türk devletini sayarsak yanlış olur mu? Hayır olmaz. Zira tüm bu devletler dünya tarihinin akışına yön vermiş ileri medeniyetlerdir. Tarihte en eski milletlerden biri olmakla ve 16 devlet kurmakla her zaman övünürüz. Peki, 16 devletin nasıl yıkıldığından neden bahsetmeyiz? Çoğunun yıkılma sebebi geçmişte yapılan hataların tekrarlanması değil miydi? İşte bu filmde küçük kızın dile getirdiği yolu izlediler ve yok oldular.

Şimdi Atatürk’ün sözüne dönelim. Tarihi bilmek aynı hataları tekrarlamamak adına önemlidir. Dikkat edersen Atatürk tarihini bilmeyen milletler diyor, kişiler demiyor. Kişi kendi geçmişini bilmezse belki yaşamaya devam edebilir ama millet hafızasını kaybetmişse o zaman yok olur gider. Kişiler milleti oluşturan fertler olduğu için tarih bilincinin eğitim kurumlarında bireylerin kafalarına kazınması gerekiyor ki milletin tarihsel tecrübesi gelişsin. Ne var ki söz konusu bilinç gelişmesi, salt geçmişi bilmiş olmakla yeterli olmaz. Millet bir kültür birlikteliğidir. Kültür olmasaydı Türk, İngiliz, Fransız, Arap, Yunan, Rus olmazdı. Kültür milleti farklı kılan ögedir. Biz İspanyol ile aynı yemeği yeseydik, Çinli ile düğünü yapsaydık, Alman ile aynı fıkralara gülseydik, Koreli ile aynı dili konuşsaydık Türk olmazdık. Bizi farklı kılan şeyler var. Bu farklılıklar bizi tarihte kudretli, adil ve korkulan devletler kuran Türk milleti yapmış. Dünya medeniyetine çok büyük katkılar yapan millet haline getirmiş.

Bizi farklı kılan ne

Peki iletişimin ve küresel güçlerin küçücük hale getirdiği günümüz dünyasında durum nedir? Dış görünüş olarak sanki bütün insanlar tek dünya vatandaşı gibi. İş yaşamı dünyanın her yerinde aynı. Takım elbiseli adamlar, ceketli ve pantolonlu/etekli kadınlar. Günlük yaşam da pek farklı değil. Nereye gidersen git kot pantolon ve tişört muteberdir. Yemek mi? O da sorun değil. Dünyanın her köşesinde evrensel hamburger ve pizza yiyebilirsin. İçecek de sıkıntı değil. Kola her yerde kola. Hangi dili konuştuğunun da önemi yok. Az biraz İngilizce bil yeterli. Bilmesen de akıllı telefonun anında çeviri yapıyor zaten. Aynı arabalar, aynı cep telefonları, aynı saatler, aynı tabletler. Peki, böylesine iç içe geçmiş ve kültür simgelerinin ortadan kalktığı akıl sınırlarını zorlayan iletişim ortamında bizi farklı kılan nedir?

Askerliktir. Ordudur. Biz asker millet olmakla övünürüz. Askerlik dünyanın hiçbir ülkesinde bizde olduğu gibi bir yaşam tarzı değildir. Bir meslekten ibarettir. Orduların modern harp taktikleri benzer olmasına rağmen eğitim, disiplin, üniforma, teçhizat gibi ayırt edici olgular ile birbirinden ayrılırlar. Mesela formasyonları farklı olabilir ya da yanaşık düzen denilen toplu uygulanan düzenler değişiklik gösterebilir. Kimi ordunun askeri sağa dönerken topuğunu yerden kesmezken, kimi ordu askeri diz hizasına kadar kaldırabilir. Mesela bütün dünya askerlerinin iş yaşamında olanlar gibi gömlekli kravatlı olmaları beklenmez. Araziye, hava şartlarına ve kültürlerine göre kıyafetler giyerler. Aynı rütbeleri, madalyaları, rozetleri, işaretleri tüm dünya ordularının kullanması ihtimal dışıdır. Her ordunun kendine has belirleyici aksesuarları vardır.

Türk ordusu

Tamam, buraya kadar güzel. Peki, Türk ordusu için durum nedir? Her şeyimiz milli midir? Elbette sürekli etkileşim halinde olan dünya askerlerinin birbirlerinden etkilenmeleri olasıdır ve gayet doğaldır. Örneğin eski dönemde olduğu gibi at üzerinde savaş artık geçerliliğini yitirmiştir. Onun yerine motorlu araçlar gelmiştir. At üzerinde çizme giyen asker günümüzde su geçirmez botlar ile intikaller yapmaktadır. Mesela Romalılar döneminde askerler karşı karşıya geldikleri zaman miğferlerinin siperliğini kaldırıp birbirlerini selamlardı ama zamanla miğferin yerini şapka ve bere alınca bu alışkanlık devam etti ve bugün elle selamlama olarak bildiğimiz hareket oluştu. Bunlar evrensel askeri davranışlardır ancak bize geçmişi hatırlatan bazı milli semboller de vardır. Bu simgelerin amacı tarihteki gücümüzü bilmemizi sağlamaktır. Yoksa tümünü yok sayıp yeni simgeler türetirdik.

Mesela bröve. Askeri kıyafetin sol üst cebi üzerine takılan bu küçük amblemin üzerinde mensubu olunan birliğin sembolleri yer alır. Şekli ise kalkan şeklidir. Ancak Türk tarihinde kalkan hep yuvarlaktır. Günümüzde Türk askeri farkında olmadan haçlı seferlerinde de kullanılan kalkan şeklini taşıyor.

eski türkler asker

Rütbelerde durum biraz karışık. Subaylarda teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbay ve albay rütbeleri Türk örfündeki rütbeler olmakla birlikte, general diye bir statü yoktur. Bugün tuğgeneral (tugayın generali), tümgeneral (tümenin generali), korgeneral (kolordunun generali) ve orgeneral (ordunun generali) olarak kullanılan kelimeler Fransızcadan geçen general kelimesi ile birleştirilmiş makamlara ait rütbelerdir.

Kopyala yapıştır kültür

Askerliğini yapmış olan herkes bilir ki yürüyüşler sol ayakla başlar. Neden böyle olduğunu sorguladın mı? Türk ve müslüman örfünde işe sağ ayakla başlanır. Camiye, eve, iş yerine sağ ayakla girilir. Sol ayakla çıkılır. Öyleyse neden uygun adım marş komutunu alınca sol ayakla yürümeye başlıyoruz? Başka milli olmayan bir uygulama da saygı duruşu. Bu konudaki görüşlerimi 10 Kasım başlıklı yazımda belirtmiştim.

Toparlayalım. Başta belirttiğim gibi dünya ne kadar küresel olsa da bizi farklı kılan kültürümüzü korumak istiyorsak bazı şeylere dikkat etmemiz gerekiyor. Atatürk’ün işaret ettiği tarih bilinci işte bu nedenle önemlidir. Tarihimizi bilirsek hem kendimizi tanırız hem de yaptığımız doğruları tekrar ederken, yanlışlarımızı da düzeltme şansına ve aklına sahip oluruz.

2 Yorum

  1. Banu Banu

    Tespitleriniz farkindaligimizi arttiyor çok teşekkürler sizin gibi ışık saçan kalemlerin çoğalıp toplumun aydinlanacagi umudundayim zihninize sağlık…

  2. Muhittin Muhittin

    Tarihini bilmek ve bundan ders almak.
    Geçmişte yapılan hataları gelecekte yapmamak esastır. Aksi halde , Tahrih tekerrürden ibarettir sözcüğü geçerliliğini koruya caktır.
    Millilik kavramını Her kurum ve kuruluşta uygulayabilen Milletler Özlerini koruyabildiklerinden , asla yıkılmaz ve çağdaş gelişmişlik ülkeler arasında yer alırlar. ( ÖRNEK , JAPONYA)
    BİZ TÜRKLER DÜNYANİN VAR OLUŞUNDAN BUĞÜNE KADAR VARIZ VEDE VAR OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.
    Ey yüce Türk Milleti Tarihimize sahip çıkalım ders alalım ,geçmişteki hataları yapmayalım.tekrarlamayalım.
    Bu konuyu tüm yönleriyle kaleme slan bu yazarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir